TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Heyeti'nin Düsseldorf İstişareleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’ndan bir heyet 12 Temmuz 2017 tarihinde Düsseldorf Başkonsolosluğu’nun ev sahipliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği’nin organizasyonuyla Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli sosyal uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle birer buluşma gerçekleştirdi.

Yine aynı gün Federal Alman Parlamentosu Milletvekili Cemile Giousouf ve Eyalet Meclisi Milletvekili Volkan Baran ile de görüşmeler gerçekleştirildi. Ayrıca Türkiye Araştırmalar Merkezi ziyaret edilip Başkan Prof. Dr. Halil Uslucan ile de bir istişare görüşmesi yapıldı.

Sabah saat 09.30 ile 12.00 arası gerçekleşen uzmanlar istişaresine KEFEK Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu’nun selamlama konuşmasıyla başlandı. Daha sonra söz alan KEFEK Yurt Dışı Alt Komisyonu Başkanı Tülay Kaynarca komisyonun oluşumuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

2009 Yılında AB uyum sürecinde kurulan KEFEK’in kadın-erkek arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, kadın siyasetçi sayısını artırmak, kadınların liderlik özelliklerini geliştirmek gibi hedefleri bulunmaktadır.
26 üyeden oluşan komisyonun birçok alt komisyonları bulunmaktadır. Şiddet, mobbing, erken yaşta evlilik veya kırsal kesimlerdeki kadınları güçlendirme başlıklı alt komisyonlar çalışmalarını 3 ila 6 ay içinde neticelendirip Millet Meclisi’ne rapor sunmaktalar. Bu raporlardaki çözüm önerilerinin yasalaşma imkânı bulunmaktadır.
Kaynarca’nın verdiği bilgilere göre Avrupa’da şu üç konu öne çıkmıştır: Eğitim, iş gücü ve koruyucu aile.

Bu girişten sonra uzmanlara Almanya’da kendi alanlarında çalışırken vatandaşların hangi sorunlarıyla karşılaştıkları ve önerdikleri çözümler hakkındaki düşünceleri sorulup tek tek söz hakkı verildi.
Dile getirilen düşünceleri şu şekilde özetleyebiliriz:
 

  • “Türkiye’den gelen gelinler haklarını bilmiyorlar… Gençlik daireleri kültür hassasiyetine uygun davranmayabiliyorlar… Türk çocuklarını koruma altına alacak Türk koruyucu aile sayısı çok yetersiz, çocuklar kendi kültürlerine yabancı ailelere veriliyor…”
  • “Network ihtiyacı var. Bize gelen hastaları hangi uzmana havale edeceğimizi bilmiyoruz, birbirimizden haberimiz yok. Hospis (vefat etmek üzere olan insanlara eşlik etme) alanında gönüllü çalışanlarla proje yürütüyoruz, profesyonelliğe geçmek zorundayız. Hıristiyanlar hospis alanında çok iyi kurumlaşmışlar, bizim de onları örnek alarak bu alanda kurumlaşmaya gitmemiz gerekiyor…”
  • “Başkonsolosluklarda sosyal hizmetler eksikliği var… Çocuklar gençlik dairesi tarafından alındığında aileler haklarını bilmiyor, örneğin çocuğun yerleştirileceği koruyucu aile veya yurt konusunda görüşünü bildirme hakkı… Türk ailelerde koruyucu aile olma konusunda ‘biz bu mesuliyeti taşıyabilir miyiz’ diye kaygılar var, bunun aşılması gerek…”
  • “Psikolojik danışmanlık çok büyük bir eksiklik… İnsanları yönlendirebileceğimiz bir Türk eleman bulamıyoruz… Çoğu genç perspektif yoksunluğu sorunu yaşıyor… Birçok gençte uyuşturucu, kumar, makine bağımlılığı var, burada da önlem alınmalı… Türklerin işleteceği kadın sığınma evlerine ihtiyaç var. Bulgar Türklerine de sahip çıkmak gerekir. Bu kesim içinde insan ticareti yapılıyor, kadınlar zorla çalıştırılıyor…”
  • “Almanlar ve Türkler arasındaki ilişkilerde karşılıklı önyargılar var… Önce kadın konusunda ağırlıklı çalışmaya başladık, fakat gördük ki, çocuk, aile, erkekler gibi alanlarının hepsinde sorunlar var… Sadece danışmanlık hizmeti de yetmiyor, bire bir ilgilenmek gerek… Kültürel sorunlar var, Almanlar bizim kültürü anlamayınca, bizim insanlar da ters tepkiler verince ipler orada kopuyor zaten. Fakat araya biz girdiğimizde ve durumu izah ettiğimizde iki taraf da birbirlerinden özür dileyerek ayrılıyorlar. Bazen böyle iki saat gençlik dairelerine anlatmamız gerekiyor, ama görevliler anlayınca kabul ediyorlar, böyle olumlu yanları var. Önemli olan derdimizi anlatana kadar mücadele etmek…”
  • “Engelli çocuklarımıza eğitim verilirken onların kendi ayakları üzerinde durmalarına engel olacak şekilde çok fazla şımartılıyorlar, hayatı onlara kolaylaştırma adına. Terbiye vermiyorlar, her şeye izin veriyorlar, sınır koymuyorlar… Dil terapisi, ergo terapi vb. dışarıda ne gibi imkânlar varsa hepsini kullanmaları gerekir… Onlarla ‘kaliteli zaman’ geçirtmek gerekir, onları sadece beslemekle görevimizi yaptığımızı zannetmeyelim…”
  • “…Tek ebeveyn olan kadınlar profesyonel yardım alamıyorlar, yalnız bırakılmışlar, onların yardım kaynakları az… Pedagog ve psikologlarımız çok az… Evliliklerin üçte ikisi boşanmaktadır…”
  • “Almanya’da başörtülüler iş bulmakta zorlanıyorlar, ayrımcılığa tabi tutuluyorlar. Kurumlarda Alman bulamadıkları zaman, en son başörtülüler alınıyor… Başkonsoloslukta çalışanlar burada yetişen insanlardan atanmalıdır… Türkiye resmî kurumlarına girmek istediğimizde sürekli yaş sınırına (35 yaş) takılıyoruz. Hâlbuki bir annenin bir çocukla en az 2 sene ilgilenmesi gerekir, üç çocuk büyüttüğünü düşündüğümüzde bu oluşan zaman yaş sınırında dikkate alınması gerekir, Almanlar bu konuyu dikkate alıyorlar… Başkonsolosluklar her doğan ve nüfusa kaydı yapılan çocukların ailelerine Alman kurumlarının yaptığı gibi bir ‘hoş geldin paketi’ verebilirler. Bu pakette çocuklarına Türk dilini nasıl öğretecekleri tarif edilebilir ve benzeri faydalı bilgiler yer alabilir. Çocukların birçoğu Türkçeyi unutuyor…”
  • “İnsanlarımızda ciddî bir özgüven eksikliği var. Bunun giderilmesi gerekir… Anneleri donanımlı kılarsak birçok sorunun kökten üstesinden gelmek mümkündür. Sorunları bir önem hiyerarşisine yerleştirmek gerekirse: Eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik…”
  • “Gençlerimizde aileye bakış sorunlu. Onlara evlilik öncesi eğitim verilmelidir. Evliliğe hazırlık kursları çok önemlidir. Aksi takdirde yüksek boşanma oranlarının önünü almak mümkün olmayacaktır… Yeni evlenenler borçlanma konusunda (ev alma, 5 yıldızlı otellerde tatil vb.) ev ekonomisini iyi ayarlayamıyorlar, bu da eşler arası soruna yol açıyor…”


Heyet, bu yoğun programına rağmen öğleyin Düsseldorf Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği’ni ziyaret etti. Bu vesileyle kendilerine kurumumuz ve çalışmalarımız hakkında tanıtımda bulunulup faaliyet alanlarımız bağlamındaki paydaşlarımız olan yurttaşlarımızla görüşme fırsatı sunuldu.

Heyetteki AKP Milletvekileri gibi CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir de Ataşelik çalışmalarını başarılı bulduğunu ifade ederken, planlanan diğer Ataşeliklerin de bir an evvel açılmalarının gerektiğini söyleyip Bakanımız Sayan Kaya’ya da memnuniyetlerini bildireceklerini belirttiler.

Ataşelik ziyaretinden sonra Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Meclisi’nde Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Volkan Baran ziyaret edildi.

Saat 16.30 ile 18.00 arası ise Başkonsolosluğumuzda STK temsilcileriyle bir araya gelindi. Yaklaşık 40 ila 50 STK’nın temsilcilerinin katıldığı toplantıda Alt Komisyon Başkanı Kaynarca’nın takdim konuşmasından sonra söz almak isteye bütün STK temsilcilerine söz verildi. Öne çıkan başlıklar ise şunlardı:
 

  • “Ebeveynlerde yeterli eğitim yok… Halen erkek egemen bir anlayış hâkim. Erkek çocuklar da bu şekilde yetiştiriliyor… Kadınlar eşlerinden yeteri destek alamıyorlar. Kadınlara taltif edilmiyor. Motive edilmiyorlar… Çözüm, gençleri evliliğe hazırlamak. İşyerlerine kadınları istihdam etmeleri için belli oranda çalıştırma zorunluluğu getirilebilir. İşyerlerinde kadınlara mobbing uygulanıp uygulanmadığını gözetleyecek görevliler belirlenebilir…”
  • “Hanımlar eskiden hep ikinci planda kalıyorlardı. Fakat üstünde durdukça yol açılıyor. Önemli olan hanımların ısrarla mücadele etmeleri, böylece kendilerine yer açabiliyorlar… Kadınların eğitim seviyesini yükseltme çalışmaları yapmak gerekir… Gençlerin hedef sıkıntısı var, okul bitiyor, ne yapacaklarını bilmiyorlar…”
  • “Evlilik öncesi sivil toplum kuruluşlarının gençlere verdiği ‘evlilik kursları’na devletin destek vermesi gerekiyor, bunların daha istikrarlı ve profesyonel verilebilmesi için… YTB’nin proje kabulü konusunda dış ülkelerde temsilciliği olsun…”
  • “Türk dilini korumak için bir komisyonun kurulması… Burada çocuklar ne Türkçeyi ne Almancayı tam öğrenebiliyor…”
  • “STK’lar birleşsin… Yapılan hizmetlerin network ve tanıtım yoluyla insanlara bildirilmesi lazım ki, nereden yardım alabileceklerini bilsinler…”
  • “Çocuklarla evde Türkçe konuşulmalı… Çocuklar STK’lara gelmiyor, onlara cazip bir şey yok, kaybediliyorlar…”
  • “TV’deki aile yapısını bozan, kültürümüze aykırı yayınlar denetlensin…”
  • “Meslek eğitimi konusunda gençlerin perspektifi yok…”
  • “Halen lobi oluşturma becerisini gösteremedik…”

G. Burçak AtsuGünün son programı olarak Türkiye Araştırmalar Merkezi ziyaret edilip Almanya’daki Türkiye kökenlilerin durumu hakkında niteliksel değerlendirmelerde bulunuldu.

Heyet ertesi gün Köln'de de temaslarda bulunup çalışmalarını tamamladıktan sonra 14 Temmuz günü Ankara'ya geri döndü.

G. Burçak Atsu


Sonraki Sayfa: Başkonsolosluğumuzda 15 Temmuz'u Anma Etkinliği Gerçekleştirildi

Önceki Sayfa : Devletin Nafaka Ödemelerinde Yasa Değişikliği / Unterhaltsvorschuss