Sosyalpedagojik koruyucu aile araştırmaları uzmanı Prof. Dr. Klaus WOLF JH Bethel’de bir konferans verdi

Hasta, engelli ve toplumsal açıdan dezavantajlı insanlara 140 yıldır insanî ve profesyonel yardım sunmakta olan Bethel Vakıf ağından Bethel Gençlik Yardımı’nın Bielefeld şubesinde (Jugendhilfe Bethel Bielefeld) 28.10.2015 tarihindeki etkinlikte Siegen Üniversitesi’nden sosyalpedagojik koruyucu aile araştırmaları uzmanı Prof. Dr. Klaus WOLF bir konferans vermiştir.

Prof. Wolf, ‘Göçmen Hassasiyetine Sahip Koruyucu Aile Yardımı’ başlığı ve ‘Karışma Mecburiyeti Doğmadan Köprü Kurma Fırsatı’ alt başlığı taşıyan konuşmasına konunun hassas olduğunu, bunun da sorunun temelinde kimlikle ilgili meselelerin yer almasından kaynaklandığını söyleyerek giriş yaptı. Anayasadan örnek vererek himaye altına alınan çocukların kendi dinlerinin eğitiminin garanti altına alınması gerektiğini vurgulayan Profesör Wolf, bundan dolayı çocukların aynı dine mensup bir aileye verilmelerinin gerektiğini savundu. Kanunların mutlak anlamda bağlayıcı olmalarına ve sosyal hizmetlerdeki çalışanların bunlara uymak zorunda olmalarına rağmen, personeldeki bilinç eksikliği ya da bilgisizlik nedeniyle sorumluların kanuna göre değil de, kişisel kanaat ve değer yargıları uyarınca karar verdiklerini ve böylece ‘uygulamada kanunların çiğnendiğini’ ifade etti.
Çocukların dini eğitim konusunun mecburi ve çok açık ve yoruma kapalı bir konu olduğunu belirten Wolf, çocukların dini eğitimi ile ilgili yasada ‘Dini eğitimi çocuğun velileri belirler’ maddesinin yer aldığını vurguladı. Bu nedenle bu maddeye dayanarak aile mahkemesine başvurulup ‘biz çocuğumuzun bir Müslüman aileye verilmesini istiyoruz’ diyerek şikâyette bulunulabileceğini, mahkemenin bu duruma müdahele edebileceğini dile getirdi. Mesele hakkında birçok hukukçuya danıştığını söyleyen Prof. Wolf, bu konuda bir ihtilafın olmadığını belirtiyor. Bay Wolf çoğunlukla mevcut uygulamanın bu kanuni maddeye aykırı olduğu tespitinde bulundu. Himaye altına alınan çocukların aynı dine mensup ailelere yerleştirilmeleri hakkında kanuna uygun bir hassasiyetin sergilenmediğini savundu.
Bununla birlikte, Prof. Wolf yaptığı araştırmalarda Almanya’da Müslüman çocukların kültür ve dinlerinden yabancılaştırılmak için bilinçli bir şekilde Alman ailelere verildiğine dair ‘özel bir gündem’in uygulandığına dair bir işaret bulmadığının altını çizen Wolf, sorunun gençlik dairelerinde çalışan insanların kendi kişisel görüş, değer ve önyargıları ile uygulamada bulunmalarında ve kanuna riayet etmemelerinden kaynaklandığını savundu. ‘Biz çocukların dini eğitimini ne kadar ciddiye alıyoruz’ sorusunu ortaya atan sosyalpedagojik koruyucu aile araştırmaları uzmanı Bay Wolf, sosyal hizmette çalışanların bu konularda meslek öğretimi aşamasında daha iyi eğitilmelerinin gerektiğini dile getiriyor.
Ayrıca bazı gençlik dairelerinde başörtüsü ile staj yapmak isteyen öğrencilerin bile kabul edilmediğini, hâlbuki ‘bu durumun işbirliği açısından bizi daha tatmin edici bir duruma götürebileceğini’ dile getirerek eleştiren Klaus Wolf, kanunlara harfiyen uyulması durumunda pratikte yaşanan birçok sıkıntının yaşanmayacağı tezini savundu.
Bir başka örnek olarak bir koruyucu aile adayının gençlik dairesine başvurduğunda, telefonda ‘başörtüsü takıp takmadığı’ sorulup ‘evet’ cevabını verilince telefonun yüzlerine kapatıldığı örneklerinin yaşandığını vurgulayan Wolf, bunun açıkça anayasa ihlali olduğunu belirtti.
Sosyal hizmetler alanlarında çalışanları işe alan yetkililerin istihdam edecekleri elemanların açık görüşlü ve hassas olup olmadıklarını gözden geçirmeleri gerektiğini dile getiren Prof. Wolf, birçok görevlinin kanunlara uyduğunu, ancak bazılarının buna uygun hareket etmediği için ciddi sorunların yaşandığını ifade etti.

Uluslararası forumlarda uzmanlar arasında tartışılan bu konunun dört ana başlık altında toplanabileceğini vurgulayan Sosyal Pedagog Klaus Wolf, bunları şöyle özetledi:

  1. Koruyucu aileleri toplumun sunduğu geniş yelpazede mi arıyoruz, yoksa sadece toplumun bir kesiminde mi?
Burada göçmen kökenli bir çocuğun himaye altına alınması durumunda aynı veya benzeri kültür ortamına uygun ailelerin seçilmesinde gereken dikkatin gösterilmediği görülmektedir. Ne kadar ayrıntılı bakılırsa toplum içindeki farklıların da o kadar iyi görülebildiği bir gerçektir. Sözgelimi evanjelik serbest kilise mensubu bir ailenin çocuğunun himaye altına alındığında Katolik bir aileye verilmesinin öz ailede haklı bir rahatsızlık oluşturması olasıdır. ‘Bir ailenin koruyucu aile olup olamayacağı herkeste aynı kıstaslara göre gerçekleşmektedir’ diyen Prof. Wolf, göçmen kökenli bir ailenin tercih edilmesi durumunda bir eşitsizliğin doğmadığını, kimsenin kayırılmadığını, zira onların da aynı uygunluk ölçütlerine göre seçildiklerini vurguladı.
 
  1. Güncel olarak en kritik başlık olarak görülen ikinci meselenin daha çok İngiltere vb. ülkelerde görülmekte olan ‘same race placement’ diye özetlenen olgudur.
Burada Pakistanlı bir çocuğu mümkün mertebe Pakistanlı bir aileye, siyahi bir çocuğu siyahi bir aileye verilmesi gibi tartışmalar söz konusu. Bu tartışma İngiltere’de on beş yıldır sürdürülmektedir. Kurumsal ırkçılık suçlamasının yapılmasının temelinde mevcut uygulamada ‘siyahi çocukların’ kolaylıkla ‘beyaz bir aileye’ verilirken ‘beyaz çocukların’ ‘siyahi bir aileye’ verilmediği görülmektedir. Ayrıca İngiltere’de – Almanya’dan farklı olarak – toplum (society) değişik topluluklardan (communities) müteşekkil bir bütün olarak düşünülmekte ve algılanmaktadır. ‘Siyahiler’ ‘bunlar bizim (black community) çocuklar’ diye olaya bakmaktalar.
 
  1. Üçüncü konu olarak koruyucu aile ile öz aile arasındaki işbirliği hususunun ele alındığını belirten Prof. Wolf süre kısıtlığından dolayı bu konuya ayrıntılı olarak giremedi.
 
  1. Bilim insanları sathında dördüncü güncel nokta ise koruyucu ailelik konusunda akraba ve sosyal ağ konusunun yeterince değerlendirilmemesidir. Bay Wolf'a göre himaye altına alınan çocukların uygun bir aileye yerleştirilmeleri aşamasında bunun öncelenmesi gereken bir strateji olması gerekmektedir. Araştırmalara göre Hollanda’da bu potansiyel %60 oranında kullanılmaktadır.

Sonraki Sayfa: REHACARE rehabilitasyon, bakım, önlem, erişebilirlik ve içselleme fuarında katılımcılar ile temaslar

Önceki Sayfa : Arbeiterwohlfahrt’ın Düsseldorf Uyum Ajansı ve Uluslararası Kadın Evi yetkilileri ile görüşüldü