Hemer Belediyesi Gençlik, Aile, Yaşlılar ve Sosyal Daire Başkanı Ertunç Deniz ile bilgi alışverişi

Düsseldorf Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği ekibi Vestfalya bölgesindeki Hemer’in Türk kökenli Gençlik, Aile, Yaşlılar ve Sosyal Daire Genel Müdürü Ertunç Deniz’i makamında ziyaret etti.
09.10.2015 tarihinde gerçekleştirilen görüşmede Ataşeliğin kendisi ile yapılan son görüşmeden sonraki gelişimi ve faaliyetleri hakkında Sayın Deniz’e bilgi verildi. Yoğun gündemli toplantıda Daire Genel Müdürü Ertunç Deniz kendi dairesinin çalışmalarını tanıtmasının yanı sıra eyalet ve federal çaptaki hukuksal çerçeve hakkında izahatlarda bulundu.
Ertunç Deniz’in Almanya’daki Türkiyelilerin faydalanabilecekleri bazı tavsiyeler aktarmaktan memnuniyet duymaktayız:

 
Ertunç Bey’den vatandaşlarımıza özet bilgi ve öneriler

Aile ve gençlik dairelerinin hizmet amaçları:

Söz konusu dairelerin aileler ile başta gelen ortak amaçları çocukların selametidir. Her anne-babanın çocuğu için emniyet, sağlık ve en iyi bir geleceği düşlediği evrensel bir gerçektir. Devletin görevli dairelerinin maksatları da bu doğrultuda olduğundan birbirimizi rakip olarak değil, birer ortak olarak algılamak çocuklarımızın ve gençlerimizin çıkarınadır.

Çocuğu himaye altına alma durumlarında (Inobhutnahme):

Ailelerin çocuklarının gerek geçici, gerekse uzun vadeli olarak devlet tarafından bakıma alınmaları durumunda yasal olarak sahip oldukları ‘Umgangsrecht’ denilen, evlatlarını görme ve onlarla görüşme haklarından kesinlikle vazgeçmemelerini, bilhassa bu haklarını mümkün mertebe sıkça kullanmalarını tavsiye ederim. Böylece evlat ile aradaki bağın çözülmesi engellendiği gibi, aile durumunun düzelmesiyle çocuğun ailesine iade olasılığı oldukça artmaktadır.

Mahkeme üst denetime sahip:

Bir çocuk himaye altına alındığında aile mahkemesi (Familiengericht) gençlik dairesine son durumun nasıl olduğunu sormakta, çocuğun öz ailesinde bir düzelmenin olup olmadığını araştırmaktadır. Genel olarak maksat çocuğun tekrar öz ailesine geri dönmesini sağlamak. Dolayısıyla ailelerin böyle durumlarda gençlik daireleriyle birlikte çalışıp hallerini düzeltmeye çalışmaları çocuklarını geri alma ihtimalini artıracaktır. Çocuğun iadesi için ailede bir gelişme olmalıdır. Mahkeme böyle durumlarda ‘Verfahrensbeistand’ diye tanımlanan bir avukat veya pedagogu çocuk adına görevlendiriyor. Bu görevliler bütün tarafları dinleyip daha çok çocuğun bakış açısını ve konuya yaklaşımını, çıkarlarını savunmak durumundadır. Gençlik dairesi ile yapıcı bir biçimde bağlantıda kalmak önemli. Yasal bir hakkı olmamalarına rağmen ailelerin Türkçe konuşan bir danışman talebinde bulunabileceklerini de hatırlatalım.

Alternatif çözümler üzerinde durabilmek:

Bir himaye altına alma söz konusu olduğunda bu durumu siyah/beyaz gibi kategorik olarak algılamamak gerek. Yöntemler konusunda geniş bir repertuvar vardır. Söz gelimi çocuk ile birlikte bir ‘anne-çocuk yurdunda’ (Mutter-Kind-Heim) kalmayı talep edilebilir, ya da çocuğun yurda verilmesine karar verilmişse veliler uygun bir yurdu seçip belirleme haklarını kullanabilirler.

Çocuğun söz hakkı:

Himaye altına alınmış bir genç on dördüncü yaşını doldurmasıyla görüşlerini bildirebilir ve öz ailesine geri dönme isteğini ifade edebilir, fakat bu isteğin yerine getirilip getirilmeyeceği kanaate bağlıdır. Ayrıca ebeveynler arası velayet davalarındaki şu yasal çerçeve öngörülmüştür: Çocuk on dört yaşından itibaren bir ebeveyne tekil velayetin verilmesine itiraz etme hakkına sahiptir, ancak bu isteğini açık ve şüphe götürmez biçimde belirtmesi şarttır. Görüşme esnasında belirli bir ebeveyn tarafına meyil göstermesi yeterli değildir. Yine de mahkemenin çocuğun açık isteği dışında karar verme yetkisi bulunmaktadır. Uygulamada ise bu tarz aksi kararların çıkma olasılıkları düşüktür, zira mahkeme kararında çocuğun çıkarlarını gözetmek zorundadır.

Türkiye kökenlilerin koruyucu ailelikleri (Pflegefamilien):

İstatistiksel olarak çocuğu koruma altına almaların çoğunun kısa vadeli olmasına rağmen çocukları genellikle yetiştikleri kültüre yakın ailelerin yanına vermeyi tercih ederiz. Ancak Türkiyelilerin arasında her kökenden çocuğa koruyucu ailelik yapmaya uygun birçok ailenin bulunduğuna inanmamıza rağmen bize olan başvuru sayısını yeterli görmüyoruz ve bu konudaki hassasiyetlerin koruyucu aile olmak doğrultusunda kararlılığa dönüşmesini arzuluyoruz.

Toplumda himaye altına alınan çocukların kültürlerinden uzaklaştıklarına dair algı:

Bir çocuk hangi ailede yaşarsa doğal olarak onun rengini alır. Bu bir Alman çocuğu için de geçerlidir, Türk bir ailede yaşarsa o da bu aileden etkilenir. Dolayısıyla Türkiye kökenli çocukların kültürlerinden uzaklaşmalarını istemiyorsak Türkiye kökenli bakıcı ailelerin sayısını artırmalıyız.

Eşlerin ayrılma/boşanma durumlarında dikkat etmeleri gereken:

Bazen eşler yollarını ayırdıklarında ortak çocukları üzerinden Almanca‘da ‘Rosenkrieg’ diye adlandırılan çamur savaşı vuku bulabiliyor. Hâlbuki çocuğun çıkarlarına öncelik verilirse ve karşılıklı asılsız suçlamalardan kaçınılırsa birçok tatsız durum ve her üç tarafın da zarar görmesi engellenebilir. Bu tür kavgalar Gençlik dairesinin velilerin çocuklarına bakamayacaklarına dair bir kanaatin oluşmasına yol açmakta ve bu kavga görüntüsü çocukların himaye altına alınmasına yol açabilmektedir.

Aile mahkemesine yapılan başvurunun geri çekilebilmesi:

Şayet velilerden biri diğerini aile mahkemesine çocuklarla bağlantılı olarak şikâyet ettiyse veya mahkemeye kendi çocuklarının himaye altına alınması konusunda başvuruda bulunduğuna sonradan pişman olduysa bu şikâyeti veya başvuruyu geri çekmesi mümkündür. Yalnızca ortada ceza mahkemelerinin (Strafgericht) alanına giren bir durum söz konusu ise bu vaka savcılığa intikal ettikten sonra geri çekilemiyor.

Hukuksal statüleri ve işlemleri anlayıp birbirleriyle karıştırmamak:

Mesela velayet (Sorgerecht) gibi kavramlar kademeli aşamaları içerir. Uzman olmayan bir kişi olarak bu kavramların içeriğini doğru anlayabilmek için profesyonel yardıma ihtiyaç duyulması doğaldır. Ancak gerçekten aile hukuku (Familienrecht) konusunda uzmanlaşmış avukatlar ve danışmanlar ile görüşmekte fayda var. Esas alanı ticaret yahut ceza hukuku olup aile hukuku ve idare hukuku kapsamına giren konulara hâkim olmayan ve tecrübe eksiklikleri olan avukatlara vekâlet vermek istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Sunulan hizmetlerden faydalanmak:

Federal, eyalet ya da yerel olarak kamu tarafından ailelere birçok maddi teşviklerin yanı sıra eğitim, aracılık ve danışmanlık hizmetleri sunulmakta. Bu hizmetlerin bir kısmı ikamet edilen kente göre uygulanıp uygulanmayabilir ya da farklı isimler taşıyabilir. Maalesef bu imkânlar her zaman insanların bilincinde olmamakla birlikte sunulan hizmetlerin bir kısmı gerektiği kadar talep edilmemekte. Örneğin çocuğun doğumundan itibaren aileyi destekleyen ve ona rehberlik eden uzman aile ebelerinden (Familienhebammen) sadece iki haftalığına değil, bir sene boyunca faydalanılabilinir. Vatandaşlara kendilerine ve ailelerine faydalı olabilecek hizmetleri araştırmalarını tavsiye ederiz.


G. Burçak Atsu


Sonraki Sayfa: Gelsenkirchen'de bakım hizmetleri işletmecisi İlhan Bükrücü ile toplantı

Önceki Sayfa : Aile ve Soysal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlılar Genel Müdürlüğü Heyeti ile bir çalışma toplantısı gerçekleştirildi