Dortmund’da Koruyucu Aile Adaylarını Bilgilendirme Etkinliği Düzenlendi

Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği, gençlik daireleri tarafından himaye altına alınan çocuk ve gençlerin geleceklerine duyarlılık gösteren yurttaşlarımızı geçtiğimiz Cumartesi günü Essen Başkonsolosu Sayın Mustafa Kemal Basa’nın ev sahipliğindeki toplantı ile bilgilendirdi.
 

T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği, himaye altına alınıp ailelerinden ayrılmak zorunda kalan çocuk ve gençlerimize koruyucu aile olarak sahip çıkmak isteyen yurttaşlarımız ile bu konuda gençlik daireleri tarafından yetkilendirilmiş kuruluşları buluşturdu. Bu yoldan yürümüş ve birçok çocuğu evinde misafir etmiş Türkiye asıllı koruyucu ailelerin de katıldığı etkinlik, 24 Eylül tarihinde Dortmund Türk Eğitim Merkezinde düzenlendi.

T.C. Essen Başkonsolosu Sayın Mustafa Kemal BASA’nın ev sahipliğinde öğleden sonra gerçekleştirilen toplantıda, dışarıdaki güzel havaya rağmen insanlarımızın duyarlılığı nedeniyle 120 kişilik salon dolduğu için yetkililer takviye tedbirler almak zorunda kaldı.

Baba-kız Ahmet ve Sueda Özkan, Ercan Günel ve Berkay Keskinkılıç’tan oluşan Grup AhmetSueda‘nın müzik dinletisi ile başlayan etkinliğe, Türkiye kökenli bir koruyucu aileye ilişkin çekilen kısa bir belgeselin gösterimi ile devam edildi.
 

Selamlama konuşması yapmak üzere kürsüye geçen Essen Başkonsolosu Sayın Basa toplantıya gösterilen ilgi dolayısıyla duyduğu memnuniyetini ifade etti. 2005 yılında Berlin Büyükelçiliği’nde görevliyken karşılaşılan bir himaye altına alınma vakasını anlatan Basa, yapılan tüm araştırmalara rağmen o yıllarda Almanya çapında koruyucu ailelik yapmakta olan bir Türk kökenli aile bulamadıklarını belirtti.Başkonsolos Basa, günümüzde bu konuya ailelerin el atmasından, sivil toplum kuruluşlarının oluşmasına ve devlet tarafından Ataşeliklerin açılmasına kadar önemli bir mesafe kat edildiğini söyledi. Almanya’daki toplumumuzun da zaman içinde değiştiğini ve değişmeyi sürdüreceğini vurgulayan Basa; güncel olan, çoğu Müslüman mülteciler ve aralarındaki refakatsız çocuklar konusuna değinerek toplumca çalışmalarımızın gelişmeler doğrultusunda sürmesinin gerekliğinin altını çizdi. ‘Türkiye’de nasıl üç buçuk milyon mülteciye ev sahipliği yapıyorsak, burada da onların çocuklarına bir şey olduğu zaman, bizim ortaya çıkmamız lâzım!’ diyen Başkonsolos Basa, koruyucu aile adaylarını bu zorlu ama aynı zamanda önemli yolculukta teşvik edici bir çağrıyla konuşmasını tamamladı.
 

‘Ailesiz Çocuklar ve Koruyucu Ailenin Önemi’ konulu bir konuşma yapan Aile ve Sosyal Politikalar Ataşesi Sayın Raci MAZI, Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinin Gençlik Daireleri Üst Kurulu (Landesjugendamt) Yetkililerinden Bay LENGEMANN’ın ‘Bir çocuğun elinden ailesini almak zorunda kalıyoruz - bir de kültürlerini ellerinden almayalım!’ temennisini paylaştı ve ekledi: “Bir çocuk için en doğal yetişme ortamı ailedir. Ailesiz kalan bir çocuk için de en ideal alternatif, ona gönüllü olarak kucak açabilecek başka bir ailedir.”

Çocuk ve Aile konularında nesnel istatistiksel verileri paylaşan Ataşe Mazı, son yıllarda himaye altına alınma vakalarında görülen artışın ardındaki toplumsal, yasal ve diğer boyutları irdeledi ve Almanya genelinde koruyucu aileye olan ihtiyacın karşılanamadığını, geleceğe dönük olarak da bu açığın artarak devam edeceğini açıkladı.

Sayın Mazı, güncel bilimsel araştırmalara değinerek bir yandan Alman kamuoyunda oluşturulan negatif algının tam aksine Türkiye kökenli ailelerin diğer ailelere göre çocuklarını daha iyi korumakta olduğunu ve sonuç itibarıyla daha az müdahaleye muhatap kaldıklarını ve aynı şekilde, Türk kamuoyu nezdindeki olumsuz algının tam aksine, Alman gençlik dairelerinin çocuklarımıza genel ortalamanın altında müdahale etmekte olduklarını vurguladı. Mazı, Dortmund Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre himaye altına alınan her yüz çocuktan 3,2’si Türkiye kökenli iken koruyucu aileler içinde her yüz aileden ancak 1,7’sinin Türkiye kökenli olduğunu, koruyucu aile sayımızın çok düşük olmasından dolayı himaye altına alınan çocuklarımız kendi kültürlerine ait bir ailede yetişme hakkına sahip olmasına rağmen ya farklı kültüre ait bir aile içinde ya da çocuk yurdu ortamında yetişmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Aile ve Sosyal Politikalar Ataşesi Raci Mazı, sonuç olarak tüm verilerin ışığında şu tavsiyelerde bulundu:

  1. Türkiye kökenli aileler Almanya ortalamasına göre sahip olduğu avantajlı ve güçlü yanlarıyla özgüven içinde olmalıdır.
  2. Objektif verilere dayalı güçlü aile yapısına yaslanarak kendisine özgün problemleriyle yüzleşmekten korkmamalıdır.
  3. Kendi kültürüne özgün çözüm önerileriyle, kendi problemleriyle baş etmeyi öğrenmelidir.
  4. Almanya hukuk sistemi içinde kendi kültür ve aile değerlerini koruyarak yaşadığı topluma katkı sunabilecek bir hedefe sahip olmalıdır.
Koruyucu aile adaylarının sayısı arttığı oranda himaye altına alınan çocuklarımızın kendi kültürlerine uygun bir aile ortamında yetişme ihtimallerinin de artacağını söyleyen Mazı, şu mesajla konuşmasını tamamladı:

“Bizler Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği olarak koruyucu aile adaylarının, adaylığa başvuru aşamasından başlayarak her aşamada sizlere gerekli desteği vermeye hazırız. Böylesi önemli bir sorumluluğu üstlenmek üzere karar alırken şunu unutmamanızı özellikle istirham ediyorum. Bu onurlu yolculukta yalnız değilsiniz. Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliğimiz her zaman yanınızda ve sizlerin hizmetinde olacaktır.”

Koruyucu aile eğitimi ve himaye altına alınan çocukların uygun koruyucu ailelere yerleştirilmeleri için gençlik daireleri tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlardan PlanB Derneği‘nin uzmanlarından Sayın Ayşe BALYEMEZ konukları sunumuyla koruyucu aile modelleri, koşullar ve akreditasyon yolları hakkında aydınlattı. Sayın Balyemez başlıca koruyucu aile seçeneklerini şu şekilde sıraladı:
 
  • Nöbetçi koruyucu aile (Bereitschaftspflege)
  • Kısa süreli koruyucu aile(Kurzzeitpflege)
  • Süresiz koruyucu aile (Dauerpflege)
  • Akraba ve yakın çevre koruyucu aile (Verwandtschaftspflege)
  • Mülteci çocuklar için koruyucu aile (UMA-Gastfamilie)
  • Uzman koruyucu aile (WPF/ Erziehungsstellen)


Başvuranlarda aranan koşulları açıklayan Balyemez, koruyucu aile olmanın belirli eğitimler ve sorulardan geçmek gibi işlemler gerektirdiğini, ancak bu yolda kimsenin yalnız bırakılmadığını, her yüklenici kuruluşun (Freie Träger) uzmanlarıyla rehberlik ettiğini vurguladı.
 

Toplantıya verilen kahve arasında katılımcılar kaynaşma ve uzmanlarla sohbet etme imkânını buldu. Essen Başkonsolosluğu’nun ikramlarının sunulduğu aradan sonra yine PlanB’nin uzmanlarından Sayın Dr. Edgar SALAZAR interaktif bir konuşma yaptı.Misafirleri kişisel kabiliyetleri hakkında yapıcı bir muhakemeye davet eden Dr. Salazar, göçmen kökenli ailelerin koruyucu ailelik yapmaya yatkın ve istekli olmalarına rağmen başvuru oranlarının düşüklüğünü araştırdıklarını ifade etti. Başlıca sonuçlarından biri olarak, ailelerin tüm kabiliyetlerine ve aile yaşantısını sürdürmekteki başarılı tecrübelerine rağmen kendilerini resmî dairelere tanıtırken bu yönlerini ön plana çıkarmamalarını dile getirdi. Yetkili kuruluş uzmanlarının ailelerin beraberlerinde getirdikleri öz kaynaklarının (Eigenressourcen) farkına varmalarında yardımcı olduklarını söyleyen Dr. Salazar, sunumunun sonucunda gerekli koşulları taşıyan kişilerin başvuruda bulunmak hakkında çekinceli davranmalarının yersiz olduğunu söyledi.

 
Müteakiben Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği uzmanlarından Sayın Harun KANDEMİR, Ataşeliğimizin bu konuda sunduğu rehberlik hizmeti ve yurttaşlara verilen bilgilendirme dosyasını tanıttı. Başvuru mercilerinin iletişim bilgilerinden ve başvuruda hangi belgelerin gerektiğinden, her aşamada oluşacak sorulara kadar uzmanlarımızın yurttaşlarımızın yanında olduğunu ifade eden Kandemir, sözlerini şu çağrıyla bitirdi: “Koruyucu aile olun – hayatınız renklensin!”
 
Bilgilendirme dosyasının amacı, gençlik dairelerine veya yetkili kuruluşlara yapılacak olan başvuruların başarı oranını artırmaktır. Bilgilendirme dosyası yurttaşlara rehberlik edecek bir yol haritası şeklinde hazırlanmıştır ve başvuru öncesinden çocuğun aileye yerleştirilmesinden sonrasına kadar bütün aşamaları ayrıntılı biçimde açıklamaktadır.
 
Bilgilendirme dosyasının tanıtımından sonra koşulları yerine getirdikten sonra koruyucu aile olmanın zor olmadığının ve on sene içinde gelinen noktanın bir kanıtı gibi on Türkiye kökenli koruyucu aile ile söyleşi yapıldı.

İşte bu son derece ilginç hayat öykülerinden kesitler:
 
Selma Hanım ve Recai Bey: On iki senedir koruyucu ailelik yapmakta olan bu çift belki Almanya’daki en eski Türkiye kökenli koruyucu ailelerden, Selma Hanım çok merhametli, çok yürekli insanlarımız olduğunu, ancak bu konuda henüz bilinç ve duyarlılığın oluşması gerektiğini belirtirken, “Bıkmadık, ben bir-iki seneliğine girişmiştim bu işe, on iki sene geçti – anlamadım! […] Çok mutlu gidiyor, devam da edeceğiz, belki bir çocuk daha alacağız. Ve bu gemiye arkadaşlardan en az yirmi aile daha alabildim, kendileri arzuladığı için ve bir kaçı bugün burada” dedi.

Burçak Hanım da bir arkadaşıyla beraber başlamış kısa süreli koruyucu aileliğe, bir çocuğa yedi ay bakmış ve sonra uzun vadeli bir koruyucu aileye teslim etmiş: “Bizde çok mutluydu, gitmek istemedi ama gitmek zorundaydı onu da biliyordu. Şu an gittiği ailede de mutlu çok şükür! Onun mutluluğuyla biz de bir dahaki çocuğu bekliyoruz.”
 
Pervin Hanım ise eşiyle beraber kısa süreliden uzun vadeli koruyucu aileliğe geçenlerden. Annesi vefat eden bir buçuk yaşındaki bir bebeği almaya karar vermişler. Aradan iki buçuk yıl geçmiş: “Yürümeyi, konuşmayı, her şeyi bizden öğrendi ve mutluyuz. İnşallah yirmi bir yaşına kadar kimseye vermeyeceğiz!” diyen Pervin Hanım katılımcılara sesleniyor, “Sizde evinizi, kapınızı, masanıza bir sandalye, birazcık yüreğinizi açın, zaten bence bir çiçek bir papatya veya bir ayçiçeği gibi çocukla beraber büyüyorsunuz, kalbiniz gittikçe açılıyor, evladınızdan bir farkı kalmıyor! Üç çocuk annesiyim, artı bir. Dört evladım oldu!”

Elveda Hanım: İki buçuk senedir tek ebeveyn olarak koruyucu annelik yapıyor ve baktığı çocuğu bekleme süreci şöyle özetliyor “Uzun sürmedi, bir bayanın hamileliği gibi, dokuz aylık bir süreden sonra anne oldum!”
Çocukluk arkadaşı olan Şahin ve Köse Aileleri ise, sekiz hafta gibi kısa bir süreçten sonra ailelerinden ayrılmak zorunda kalan dört kardeşe sahip çıkmış: “Her şey nasiptir, herkesin bir nasibi vardır. Biz birer çocuk istemiştik – ikişer tane düştü! Allah’a şükür kendi çocuklarımız büyüdü, bu ufaklarla beraber yaşadığımız her an, bize her gülüşleri, her heyecanları çok mutluluk verir!”
 
Badiye Hanım ve eşi Ahmet Bey üç kızlarını büyüttükten sonra altı yıl evvel iki yaşında bir erkek çocuk, dört yıl önce de on üç yaşında bir oğlan daha almışlar: “Allah’ın huzuruna elle tutulur bir amel ile çıkalım istedik, düşündük, taşındık… En iyi neyi yapabildiğimi tarttığımda en iyi annelik yapabildiğimi düşündüm. Üç kız yetiştirmiştim, dedim ben bir çocuğa daha anne olabilirim, deneyelim, bir tane daha alalım, bir yetim başı okşayalım dedik.”

Bünyamin Bey ise eşiyle beraber uzun zamandır kısa süreli koruyucu ailelik yapmakta: “Bize gelen çocuklar genelde sorunlu ama çok duygusal çıkıyor, çok etkileyici şeyler yaşıyorsunuz ama korkmayın, hepiniz koruyucu aile olun; Alman da geldi bana, Faslı da geldi, Makedon çocuk geldi… Her gelen çocukta çok ilginç tecrübeler ediniyorsunuz, ama çekinmeyin – yalnız değilsiniz! Yüklenici kuruluşlar (Träger) size bu işte vesile olacaklar, bunlar her zaman size yardımcı olacak, herhangi bir sorun olduğunda yanınızdalar, telefon ediyorsunuz geliyorlar. Yalnız değilsiniz! Lütfen çocuklara sevgi gösterin, başka ellere gitmesinler…”
 
Dört çocuk annesi Hülya Hanım ise dokuz sene evvel nöbetçi koruyucu aile (Bereitschaftspflege) olmak üzere sorunlu ailelere yardım için gönüllü olmuş, eşiyle gençlik dairesine gidip önce nöbetçi, sonra birebir çalışmalarla üzerinden süresiz koruyucu aile (Dauerpflege) modeline geçmiş. Hülya Hanım eşiyle bir karara varmaları hakkında şunları aktarıyor: “Biz aslında o kadar fazla düşünmedik… kalbimizde yer var, evimizde yer var – e neden olmasın!? O kadar konuşulacak bir konu değil […] Bi Jugendamt’a gidip de – yarım saatlik iş – kapısına vurun, ‘biz Pflegeeltern olacağız’ deyin, iş bu! Adam öldürmedik, hırsızlık yapmadık, hiçbir şey yapmadık – daha ne? Yani başka bir şey yok!
 
Bu tetikleyici çağrıdan sonra etkinlikte stant kuran iki yüklenici kuruluş VSE NRW e.V. (Verbund Sozialtherapeutischer Einrichtungen) ile PlanB Ruhr e.V. uzmanlarının derneklerinin faaliyetlerini ve kendilerini tanıtıp konukları stantlara davet etmeleriyle toplantı son buldu.

Yüklenici, Ataşelik ve Türk Eğitim Merkezi’nin stantlarına akın eden vatandaşlarla yetkililer arasındaki birebir konuşmalar akşam saatlerine kadar sürdü. Gösterilen yoğun ilgi dolayısıyla gelecek toplantının kasım sonunda Köln şehrinde yapılması kararlaştırıldı.
 
Koruyucu aile olmakla ilgilenen vatandaşlarımızın Ataşeliğimize her zaman başvurabileceklerini hatırlatır, uzman meslek elemanlarımızın rehberliği ve yardımı ile sürecin kolaylaşacağını tüm vatandaşlarımıza memnuniyetle duyururuz.
 
Son derece verimli geçen Koruyucu Aile Adaylarını Bilgilendirme Toplantısına gelemeyen vatandaşlarımız için stant kuran sertifikalı yüklenici kuruluşların irtibat bilgileri:

  • PlanB
www.planb-ruhr.de
Pflegefamilien
Ayşe Balyemez
Dr. Edgar Salazar
Alleestr. 46
44793 Bochum
Tel: 0234-45966920
E-posta: a.balyemez@planb-ruhr.de

  • VSE NRW
www.netzwerk-pflegefamilien.de
VSE NRW e.V. (Verbund Sozialtherapeutischer Einrichtungen) Münsterland
Günter Möllers
Michael Kleinhaus
Dahlweg 112
48153 Münster
Westfälische Pflegefamilien
Tel.: 0251-686442-0
Faks: 0251-686442-30
E-posta: vse.ms@netzwerk-pflegefamilien.de
Sozialpädagogische Lebensgemeinschaften
Tel: 0251-686442-10
E-posta: vse.spl@netzwerk-pflegefamilien.de
 
 
Düsseldorf Başkonsolosluğu Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği’nin konu hakkındaki çalışmalarını özetleyen soru ve cevaplar:
 
Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliğinin koruyucu aile bağlamındaki hedefi nedir?
- Ataşeliğimiz Türkiye kökenli koruyucu aile sayısını yükseltmek amacını taşıyan çalışmalarına devam etmektedir.
 
Bu amaca yönelik ne tür faaliyetler yürütülmektedir?
- Bilgilendirme etkinliklerinin yanı sıra, resmî kurumlar ve sivil toplum kuruluşları ile yapıcı bir işbirliği mevcut projelerin desteklenmesi ve yenilerinin geliştirilmesi. Ayrıca başvuruda bulunan vatandaşlara konuyla alakalı rehberlik hizmeti verilmektedir. Bu hizmet kapsamında bir bilgilendirme dosyası oluşturulmuştur.
 
Bilgilendirme dosyasının amacı ve içeriği nedir?
- Bu dosyanın amacı, gençlik dairelerine veya yetkili kuruluşlara yapılacak olan başvuruların başarı oranını artırmaktır. Bilgilendirme dosyası yurttaşlara rehberlik edecek bir yol haritası şeklinde hazırlanmıştır ve başvuru öncesinden çocuğun aileye yerleştirilmesinden sonrasına kadar bütün aşamaları ayrıntılı biçimde açıklamaktadır.
 
Sıradaki toplantı ne zaman ve hangi kentte yapılacak?
- Ataşeliğimiz bu konudaki dördüncü etkinliği 19 Kasım 2016 tarihinde Köln şehrinde gerçekleştirecektir. Ayrıntılar internet sayfası üzerinden duyurulacağı gibi, ilgilenenler e-posta ile önkayıt yaptırabilirler: dusseldorf@aile.gov.tr

Sonraki Sayfa: 'Haus am Sandberg' huzurevinin sakinleriyle Kurban Bayramını kutladık

Önceki Sayfa : REHACARE rehabilitasyon, bakım, önlem, erişebilirlik ve kaynaştırma fuarını ziyaret