“Çoğu zaman farklı gelişiyor…” ‘Yurt Eğitiminde Plan Dışı Sonlandırmalar’ Kongresine Katılım

15.03.2017 tarihinde Siegen Ünivesitesi’nde ‘Yurt Eğitiminde Plan Dışı Sonlandırmalar’ konulu bir meslek kongresi gerçekleştirildi. Düsseldorf Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği adına Pedagog Sabri AYDIN bu kongreye katılmış ve yurttaşlarımıza izlenimlerini özetlemiştir.

Prof. Dr. Klaus Wolf’un yönetimindeki Yurt Eğitimi Araştırma Gurubu’nun yöneticisi Manuel Theile selamlama konuşmasını araştırma guruplarının kısa bir tanıtımını yaparak ve programı takdim ederek yaptı. Kongrenin amacının teori ve pratik arasında fikir alışverişinin sağlanması olduğunu vurgulayan Theile, yurtlardaki eğitim yardımlarının yaklaşık %50’sinin plan dışı bir şekilde bitirildiğinin altını çizdi ve bunun sebepleri ve çözümlerini kongrede irdeleneceğini bildirdi.

Daha sonra seri seminerlere geçildi. Konu hakkındaki uzmanlar değişik perspektifler alarak sunumlarda bulundu.

İstatistiksel bakış açısı:
İlk olarak istatistiksel perspektifi anlatmak üzere Dortmund Teknik Üniversitesi’nin Çocuk ve Gençlik İstatistikleri Çalışma Gurubu’ndan Agathe Tabel bir konuşma yaptı. Tabel, önce kendi çalışma guruplarını tanıttı. Kendileri resmi dairelerin istatistikleri ile meslek dünyası arasında köprü vazifesi görmekteler. Hem Federal Aile Bakanlığı hem de Eyalet Aile Bakanlığı tarafından destekleniyorlar. ‘Verilerle sadece yüzeyde kalınıyor. Bu sayıları ve rakamları konuşturmak gerekiyor, yakından analiz edilmeleri gerekiyor, sonuçlar çıkarılması gerekiyor ve meslek elemanları ile fikir paylaşımına girilmesi gerekiyor.’ Çalışma grubunun amaçlarını bu şekilde sıralayan Bayan Tabel, daha sonra şunları söyledi:
Yurt eğitiminin sonlandırılmasını planlı ve plansız iptaller olarak iki ana kategoride ele alabiliriz. Çocukların aile dışına yerleştirmeleri konusunda 2014 yılı ile 2015 yılları arasında %8’lik bir artış gerçekleşti. Bu son yılların en yüksek artışıydı. Yurt eğitimindeyse artış çok daha fazla, 2014’den 2015’e %13’lük bir artış kaydedildi. Gençlik dairelerinin sunduğu ‘Eğitim Yardımları’ hizmetlerinin arasında yurt eğitiminin oranı %13. Fakat ayrılan bütçenin %54,2’sini almakta (ayrılan 8 milyar Avroluk bütçenin 4 milyarı yurtlara gitmekte). Dolayısıyla en pahalı ve devlete yük olan hizmet yurtlar.
Ayrıca çocukların yarıdan fazlasının yurtta kalışları plan dışı bir şekilde sonlandırılıyor. Bu bitirmeler yaş ilerledikçe artmaktadır. Kızlarda bu oran daha fazla. Göçmen kökenli çocuk ve gençlerde ise bu daha az bir oranda: Göçmen kökenlilerde %32,4 iken, Alman kökenlilerde %40,1 olup göçmenlerde bu oran 2010 yılında %40,1 idi.
En yoğun iptaller ise yurda girilen ilk senede görülmektedir. Dolayısıyla burada iletişim süreçlerinin ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. İlk aylarda yurt eğitiminin hedefleri vs. ikna edici bir şekilde anlatılamadığı, veliler ve gençler işin içine katılmadıkları zaman plansız iptaller artış göstermektedir.
Burada şu sorulara cevap bulunmalı:

  • Verilen hizmet kişiye ne kadar uygun (passgenau)
  • Ön teşhisin önemi ne?
  • Muhatabın sürece dâhil olması, kararlara ortak olmasının plansız iptallerdeki sebep oranı nedir?

Gençlerin/ velilerin bakış açısı:
Bu perspektifi üniversitenin araştırma gurubu çalışanları aktardılar. Bunun için çocuklar ve gençlerle söyleşiler gerçekleştirmişler. Birçok yurt ve koruyucu aile değiştirmiş olan Rebecca’nın hayat hikayesinden alıntılar yapıldı. Rebecca yaşadığı olumsuz tecrübeleri bir yerde şöyle ifade ediyor: “İnsan nerede kendisini iyi hissediyorsa oradan koparılıp başka yere yerleştiriliyor.” Burada eleştiri konusu yapılan şey, çocuk veya gençlerin alınan kararlara ortak kılınmaması, onların fikirleri alınmadan haklarında kararların verilmesidir. Hâlbuki kanuna göre hem çocukların, hem de ebeveynlerin kararlara ortak edilmesi gerekmektedir. Yine aynı şekilde velilerin bakış açısıyla çocukların bakış açısı da her zaman özdeş değil, orada da gereken ayrım yapılabilmelidir. Zira çocuk veya genç yurtta kalmaya devam etmek isteyebilir, annesi ise çocuğu geri almak istiyordur. Bir ebeveyn ise şunları söylüyor: “O dönem hamileydim, çocuğumun [kısa bir süreliğine] bir ev grubuna verilmesi gündeme geldi. Ben de onayladım. Daha sonra ise bir telefon geldi, ‘Mara artık geri gelmeyecek!’. Evet, kızım beş sene elimden alınmıştı.” Bu örneklerde anahtar kavramlar şeffaflık, katılım, oy hakkı, açıklık, göz hizası, işbirliği, güvenilen kişilerin varlığı vesaire. Bazen bu kavramların hayata geçirilemediğinden plansız iptaller ve mağduriyetler doğabiliyor.

Çocuk yurtlarının bakış açısı:
Bir yurtta yönetici pedagog olan Wolfgang Bröer, oturma gruplarının ‘emniyetli yerler’ olarak sorgulandığını dile getirerek konuşmasına başladı. Daha sonra plansız iptallerin yurtta kalan diğer çocuk ve gençlere, yurt çalışanlarına ve kuruma olan etkilerini anlattı.
Plansız iptallerin sebepleri ile ilgili ise şu noktaları sıraladı:
Kurumun davranışlarının yeterince şeffaf olmaması, fark edilemeyen kişisel bir sorun, yurttaki pedagoglara güvenin çok az olması, karamsarlık, çok güçlü denetim, az şeffaflık ve katılım, yardım planı görüşmelerine katılımın zayıf olması.

Gençlik dairelerinin bakış açısı:
Yurt eğitimi gençlik dairelerine bağlı olduğu için bu perpektifi de Siegen Belediyesi Sosyal Hizmetler Daresi Yöneticisi Georg Ritter anlattı.
Kararların alınması konusunda en sık yaşanan sorunun ‘zaman baskısı’ olduğunu vurgulayan Bay Ritter, elemanların yardımcı olabilmeleri gerekirken böyle koşullarda düzensizlikleri güçlendirdiklerini dile getirdi. Zaman baskısı altında sağlıklı karar alamıyorlar. Kendileriyle doğru ilgilenilmediği zaman çocuklar olumsuz durumlarının ‘tasdik edilmesiyle’ karşılaşıyorlar. Böylece sebep-sonuç ilişkisi tersine döndürülmüş oluyor. Siegen Belediyesi yurtlara çocuk başına günlük 170 Avro ödüyor. Başarı için muhataplarla açık tanımlanmış hedeflerin çıkarılması gerekmekte. Ayrıca Eğitim Yardımları bir ‘ortak üründür’ (Coproduktion). Yani bütün aktörler (gençlik dairesi, yurt kurumu, veliler, çocuklar/ gençler) ancak ortaklaşa çalışarak başarılı olabilirler. Gençlik dairelerinde bu alandan sorumlu çalışanların işlerini bırakıp başka işyerlerine gitmeleri de ayrı bir sorun. Georg Ritter sözlerine beraber çalıştıkları bir yurt kurumuyla bir değerlendirme çalışması yapacaklarını da ekledi.

Eyalet Gençlik Dairesi’nin bakış açısı:
Ren Bölgesi Eyalet Gençlik Dairesi (LVR) Gençlik Alanı Yöneticisi Dieter Göbel, yüklenici kurumlara karşı danışmanlık hizmeti sunma görevlerinin olduğunu dile getirerek konuşmasına başladı. Ayrıca kurumlara yurt işletme iznini de eyalet gençlik daireleri vermekte. Bu da bir ikilem oluşturmaktadır: Hem danışmanlık, hem de izin vermede yetkili olma ikilemi. Yurt açma izninin verilebilinmesi için kanunen çocuğun selametini sağlayabilecek mekânsal, meslekî, ekonomik ve personel şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu koşulan şartlar ise ancak asgari olanlardır. Geri kalan durumla ilgili eyalet gençlik daireleri fazla bir şey yapmamaktadır.
Bay Göbel plan dışı iptallerin asıl sebebini velilere yönelik yeterince çalışılmaması olarak görüyor. Ayrıca kişiye uygunluk için hizmet incelemesi gerektiği biçimde yapılmıyor. Yapılan yardım planı görüşmelerinin kalitesi düşü, öngörülen hedefler zaman içerisinde güncellenmiyor. Başarı için odak noktası ise ‘yardım planı görüşmeleri’dir (Hilfeplangespräche). Kalite ölçütleri ise zaten çoktan beri var, sorun tam olarak uygulanmamasıdır: “Tekerleği yeniden icad etmemiz gerekmiyor. Var olanı uygulamaya geçirmek gerekiyor. Çalışmalardaki kör nokta ise ‘diagnostik bilgidir’.” diyen Dieter Göbel, bu bilginin meslek elemanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini ve ayrıca yardım planı görüşmelerinin aralıklarının daha kısa (6-8 hafta arası) tutulması gerektiğini belirtti. Bunun dışında yurtları işleten serbest yüklenici kuruluşlar da gencin kuruma uygun olup olmadığına bakmaksızın ekonomik sebeplerden dolayı kendilerine gelen her genci alabiliyorlar. Bu da plansız iptallerin ayrı bir sebebini teşkil etmektedir.
Eyalet Gençlik Dairelerinin Federal Çalışma Grubu yardım planlarının başarılı olabilmesi için üç koşul belirlemiştir:
 
  1. Ebeveynlerin ve çocukların yardım planlamasına katılımını sağlamak
Ailenin kendine yardım potansiyelini güçlendirmek için bu gereklidir.
 
  1. Sosyal pedagojik teşhis
Çocuğun şahsî durumunu ve arka planını onun gözüyle anlamak ve kendisinde mevcut olan becerileri ve çözüm imkânları hakkında bir fikir edinebilmek için gereklidir.
 
  1. Hedefler belirlemek

Yardımın temelini hedefler belirler. Bunların ise SMART formülüne göre formüle edilmesi gerekiyor: Özel, ölçülebilir, çekici, gerçekçi, zamanlamaya bağlı.
Yine aynı çalışma grubunun hazırladığı el kitabında şu noktalara parmak basılıyor: ‘Velilerin ve çocukların katılımını sağlamak, yardım planı süreci hakkında şeffaflıkla ve ayrıca kendi hakları ve hareket imkânları üzerine bilgilerle mümkündür. Bu nedenle süreç, yardım vb. konularda bilgilendirici malzemeler hazırlamak ve bunları velilere ile gençlere kolay bir dilde sunmak gerekir. Bir başka önemli unsur ise şikâyet imkânları ve bu konudaki muhataplar konusunda aydınlatılmalarıdır.’

Bay Göbel, kaliteyi artırmak için ayrıca Münster Üniversitesi ile birlikte gençlik dairelerinin sosyal hizmetler bölümünde çalışmaya yeni başlayacak elemanlara yönelik ek eğitim verdikleri bilgisini paylaştı.

Seri seminerlerden sonra katılımcıların kendi belirledikleri konular etrafında çalışma gurupları oluşturuldu ve öğleden sonra gruplarda tartışmalar gerçekleştirildi.

Kongrenin sonunda ise Prof. Wolf bütün aktarılanları özetleyerek düşüncelerini paylaştı:

“Yurtların görevlerinin ne olduğunu netleştirmek gerekiyor. Çocuk ve gençleri yetişkinlerin fikirleri doğrultusunda yetiştirmek şeklindeki geleneksel görüşün aksine onlara kendi gelişimleri için ortam sunmak daha doğru bir yaklaşımdır. Bu bağlamda ‘başıbuyrukluk’ (Eigensinn) aslında kötü bir şey değil. Bir gencin meslek elemanlarından farklı düşünmesi ve kendi görüşünde ısrarlı olması anlamındaki ‘kendi fikri’ kötü olarak görülmemeli. Ayrıca ‘planlanmış’ sonuçlar beklemek insanın tabiatına ne kadar uygun bir yaklaşım? Bu bir kontrol illüzyonudur. Sözgelimi, bir inşaat mühendisi plan yaparken karacağı betonun ‘kendi fikri’ni hesaba katmak zorunda değil.

Soruna bütüncül bakıldığında farklı bakış açıları alabilmek gerekir. Rebecca’nın hikâyesini bir gençlik dairesi çalışanı açısından dinlesek daha farklı algılardık. Burada mutlak anlamda doğru-yanlış yok. Ayrıca aktörler arasında ‘göz hizası’ beklentisi de tartışılmalı. Bu güç farklılığını perdeleyebilir. Parayı veren gençlik dairesidir; yurtlar gençlik dairesine muhtaç, veliler ve çocuklar her ne kadar toplantılara katılsalar bile, son söz gençlik dairesi çalışanında.

Son olarak kurumsal bakış açısından doğru gözüken bir durum (bir çocuk yurttan çıkınca onun yerini yeni bir çocuğun doldurmaması, personelin giderlerini karşılayamama sıkıntısını beraberinde getiriyor vs.) çocuk bakış açısında ‘kilimin ayağımın altından çekilmesi’ olarak yorumlanabiliyor. İki farklı bakış açısı da kendi açılarından doğru.”

Prof. Wolf, başarının en etkili faktörünün ise ‘muhatapların işin içine (kararlara) katıldıklarını hissetmeleri’nden geçtiğini dile getirerek konuşmasını sonlandırdı.


Sonraki Sayfa: Millî Eğitim Bakanlığı Heyeti’nden Ataşeliğimize Ziyaret

Önceki Sayfa : Ataşeliğimiz Çocuk ve Gençlik Yardım Hizmetleri Fuarında Stant Kuruyor