Berlin’de AWO'nun ‘Eğitim Yardımlarında Kültürlerarası Açılım’ kongresine katılım

21. Nisan 2016 günü düzenlenen kongrede gençlik dairelerinin sunduğu eğitim yardımlarının kültürlerarası açılım (interkulturelle Öffnung) gerçekleştirebilmeleri için AWO’nun 01.01.2014 başlattığı ve 30.06.2016 bitecek olan projenin tanıtımı ve sonuçları tartışıldı. Sosyal Yardım Kurumu Arbeitnehmerwohlfahrt'ın Proje sorumlusu ve yöneticisi Dr. Talibe Süzen'in proje süreci ve sonuçlarını takdim ettiği çalıştayda Ataşeliğimiz Pedagogları Harun Kandemir, Dilek Batın-Özkan, Meryem Bayrak ve Sabri Aydın çalışma gruplarına aktif olarak katılıp birçok kurum ve kuruluşun uzmanlarıyla görüşebilme fırsatını değerlendirdiler.

Kongrede AWO’nun Genel Başkanı Sayın Wolfgang Stadler bir açılış konuşması yaptı. Konuşmasına AWO’nun temel anlayışının ‘insanı olduğu gibi kabul etmek’ olduğunu ve kendilerini pusula olarak da bu değerin yönlendirdiğini ifade ederek başladı. Stadler, Almanya’da 2014 verilerine göre nüfusun % 20,3’ünün göçmen arka planına sahip olduğunu ve göçmenlerin kurumlarda kendilerinin halen kabul edilmediğini ve ciddiye alınmadıklarını hissettiklerini söyledi. İnsanların dini ve kültürel arka planlarının bilimsel olarak ele alınması gerektiğinin ve bu projenin bu düşünceyle başlatıldığını ve kültürlerarası açılımının beş ana noktada geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi:
 
  1. Yönetim kademelerinde
  2. Personel gelişimi
  3. Müşteri odaklı
  4. Kalite yönetimi
  5. Sosyal politikalar

Daha sonra Münster Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Karin Böllert konuyla ilgili bilimsel araştırmalarının sonuçlarını slayt gösterisi olarak sundu. Konuşmasında kurumların ve çalışanların iyi niyetli olduklarını ve fakat bunu nasıl yapacaklarını bilmediklerini, belediyeler ve göçmenlerin dini cemaatleri arasında büyük bir işbirliği motivasyonu olduğunu dile getirdi.
Asıl yapılması gereken kamusal ve göçmen kurumları arasındaki görüşmelerin kökleştirilmesi, düzenliliğin sağlanması ve bu tür görüşmelerin kurumsallaştırılmasıdır.
Göçmenlerin nüfustaki oranlarına göre resmi kurumlarda da temsil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Böllert göçmenlere yönelik eskiden ‘eksiklik bakış açısıyla’(Defizitorientierung) yaklaşıldığını doğru yaklaşımın ise ‘çatışma potansiyelini inkâr etmeksizin kültürel farklılıkların öncelikle vurgulanması’ olduğunun altını çizdi.
Göçmenlerin ihtiyaçlarına konsept olarak, organize açısından ve personel yönünden karşılık verilmelidir.
Konuşmadan sonra model projenin tanıtımı gerçekleştirildi. Model proje birkaç şehirde AWO’nun kurumlarında uygulandı. Beş ana maddede kurumların kültürlerarası açılım konusu incelendi:
 
  1. Dokümantasyon ve kalite yönetim sistemlerinin kültürlerarası açılım perspektifinden yeniden incelenmesi​
  2. Personel planlaması: Göçmen arka planına sahip daha fazla çalışanın istihdamı
  3. Çalışanların kültür konusunda hassas kılınması ve ‘kültürlerarası beceri’nin artırılması: Şu soru hep soruldu: Aktarılan bilgilerin bizim pratiğimizle bağlantısı nerede?
  4. Network çalışması: Diğer kurumlarla ortak seminerler ve diğer yüklenici kurumlarla istişareler gerçekleştirmek
  5. Vizyon tartışmasının sürdürülmesi
  6. Mini-projelerle pratiğe aktarım
  7. Gençlik dairelerinin yardım planı toplantılarında hangi anahtar süreçler kültürlerarası yön ve ihtiyaçlar açısından incelenmesi gerektiği


Proje tanıtımından sonraki podyum tartışmasında konuyla ilgili sorulu-cevaplı bir fikir paylaşımı yapıldı. Podyumda AWO’nun değişik bölgelerinin sorumlularının yanı sıra Düsseldorf Gençlik Dairesi yöneticisi Johannes Horn, Kalite Geliştirme Kurumu yöneticisi Dr. Hubertus Schröer, organizasyon danışmanı serbest bilim adamı Lutz Wende de katıldılar.
Podyumdaki konuşmalarda Wende’nin ilginç bir tespiti oldu: ‘Eğer sosyal çalışma ‘profesyon’(meslek) kurallarına uygun icra edilmiş olsa zaten ‘kültürlerarası’ olurdu.’

Diğer konuşmacılar da şu fikirleri paylaştılar:
Kamusal kurum (gençlik daireleri) ile serbest yüklenici kurumlar arasında bir açığın da olduğu vurgulandı. Bu model projeye çoğu gençlik daireleri tarafından desteğin gelmemesi şikâyet konusu yapıldı.

Kültürlerarası açılım teorik olarak herkesin kabul ettiği bir konu olmakla birlikte gerçekte ne demek olduğunun bilinmediği ve uygulamaya geçirilmesinde problemler var.

Podyumdan sonra katılımcılar belli konu başlıkları altında çalışma gurupları oluşturup değişik sorular ışığı altında önemli noktaları tartışma fırsatı yakaladılar.
Çalışma guruplarında gençlik dairelerindeki uygulanan ‘yardım planları’ üzerindeki sıkıntılar dile getirildi.
Yardım alan insanlar bu planların üzerinde kanunen bir tesir haklarının bulunduğundan bilgileri yok. Serbest yüklenici kurumlar gençlik dairelerine bağımlı oldukları için orada gördükleri eksiklikleri cesur bir şekilde dile getirememeleri de ayrı bir sıkıntı. Bu da ‘kalitenin düşmesine’ ve ‘hukukun dikkate alınmaması’ ile sonuçlanıyor. Gençlik dairelerinin siyasi bir talimat ile daha kolay harekete geçtikleri, dolayısıyla bu kanalların da kullanılması gerektiği savunuldu.
 

Sonraki Sayfa: Solingen 23 Nisan Şenliğine Katılım

Önceki Sayfa : Bakanlığımız AB ve Dış İlişkiler Daire Başkanı ile toplantı